„Merak ilmin hocasıdır“

Published by

on

„Bediüzzaman‘ın ifadesi ile “Merak ilmin hocasıdır.”. Her merak, neticesinden insana bir seyler kazandırır. Kur’ân, insanın kendi kendini merak etmesini sağlayacak onlarca uyarıda bulunur. Bu uyarı ve emirler insanın kendisini tanıması için yapılmış ilahi uyarılardır. Bu uyarıları dört ana başlık altında inceleyebiliriz:

1) Bak (unzur)

2) Oku (ikra)

3) Anla (ifhem)

4) Hükmet (ihkem)

BAK (UNZUR)

Vahiy insanın önce bakışlarını doğru yere ve hedefe yöneltmesini ister. Doğru bakan, doğru yere yönelen, hakikati bulur. Bunun için Kur’ân, insanın kendisini tanıma sürecini; bakışlarını kendine çevirmesinden başlatır.

“Insan neyden yaratıldığına bir baksın” (Tarık 86/5) “Allah, onu hangi şeyden yaratılmıştır?” (Abese 80/18)

[…]

OKU (IKRA)

Kur’an’ın ilk emri “ikra”dır.

“Oku! Yaratan Rabb’inin adıyla.” (Alak 96/1)

[…]

Bu ilahi emir, sadece yazılı sayfaları değil; çok daha öteleri kapsayacak kadar geniştir. Ama okumanın temel şartı: “Bismirabbike” yani “Bismillah” ile okumaktır. Besmeleli okumak, Allah-Âlem münasebetinin varlığından haberdar olarak okumaktır. Hayati Allah’a bağlayarak okumak ve Allah’ı hayatın temel belirleyicisi ve müdahili olarak kabul ederek okumaktır. Işte bu okuma insana fayda sağlacaktır. […]

ANLA (IFHEM-IFGAH)

Okuma sürecini doğru tamamlayan okuduklarını fehm etmeye/anlamaya çalışacaktır. Kendini tanıyacak, özelliklerini, zaaflarını, kabiliyetlerini, gücünü, acziyetini hepsinden önemlisi haddini bilecektir. […] İnsanın iç dünyasını yönelik tanıma süreci onu fıtrata ulaştıracaktır. […]

“Her çocuk Islam fıtratı üzeri doğar; daha sonra ana babası (çevresi) onu Yahudileştirir, Hristiyanlaştırır ya da Mecusilestirir.” (Buhari, Kitabul-Cenaiz, 92; Müslim, Kader, 6.)

[…]

“Biz insani en güzel bicimde yarattık” (Tin 95/4) […]

“Sonra onu aşağıların aşağısına indirdik” (Tin 95/5)

[…]

HÜKMET (IHKEM)

[… Insan] Baktı, okudu, anladı ve neticesine göre de hükmedecektir. Iç dünyasındaki zafiyetleri, davranış bozukluklarını anlayan insan, onların hakimi olacak ve düzeltmesini yolunda hükümler verecektir. […] Hesaba çekilmeden kendimizi hesaba çekmenin ifadesidir. […] Fıtratını muhafaza eden doğru bir vicdan sahibi olur; fıtratını bozan, tahrif eden vicdansız olur. […] vicdanını şekillendiren temel ilkeler, dinden kaynaklanmalıdır. Dinden kaynaklanan ya da oluşan bir vicdan, sahibini sürekli denetleyen bir mekanizma oluşturacaktır. […]

“Iyilik ve ahlakin güzelliği odur ki yaptığında içinde bir serinlik, rahatlık hissettiğin şeydir. Kötülük de, yaptığında içinde hissettiğin burukluk ve rahatsızlıktır” (Tirmizi, Zühd, 56)

[…] Muhâsebe sonrası kişi nefsinden ya da canından elde ettiği bilgileri “muhâtebe” yapacaktır. Muhâtebe, muhasebenin sonucunda insanin iç dünyasını sorgulamasıdır. [… Daha sonra] Muâgabe gündeme gelir. Muâgabe sorgu sonrası kişinin kendi kendisine ceza vermesidir.” (Yıldırım, 2019, S. 35-43)


Kaynak: Muhammed Emin Yıldırım (2019). Insani Ilişkilerde Ilahi Ölçü. Istanbul: Siyer Yayınları.

Hinterlasse einen Kommentar