Empoze edildiği gibi olmayan bazı hakikat hilafı durumlar ve yerleşik kanılara insanca ve Müslümanca bilinç göstermek
„Yaşadığımız dünyada, asırlar öncesine göre, çok şey değişti. Bir önceki kuşağın insanları, yeni nesli tanıyamadıklarını ve çok farklı gördüklerini söylüyorlar. Esasen yeni nesil de bir önceki nesli, ‘bunlar ne biçim hayat yaşamışlar’ diye tenkit ediyorlardı.
Coğrafyadaki şehirler, dereler, göller ve pek çok şey değişti dünyada. Ancak bu değişim içerisinde şaşılacak bir hadise daha oldu ki o da para harcamanın lezzet haline gelmesidir. Harcama kültürü diye bir standart oluştu.
Elbette insanoğlu, dünyada bulunduğu tüm zamanlarda para harcamış, alışveriş etmiştir. Ama insanların ellerindeki parayı mendillere sarıp onu da düğmeleyip göğsünden içeri koyduktan sonra ‘aman düşürürüm’ endişesiyle kuşağıyla da iyice bağladıkları zamanlardan, şimdi elindeki parayı harcamak için gün ayıran ve ihtiyacını karşılamak şöyle dursun, bizatihi parayı harcamak için zaman ayıran bir neslin zamanına gelmişizdir. Bu dünyada ‘para harcama’ diye bir iş var artık. Bir aileden randevu istediğiniz günü kabul etmediğinde, ‘biz o gün alışverişe çıkacağız’ diyebiliyor.
Keşke bu kadarla kalsaydı; o zaman ‘parası olan, parasını harcıyor’ deyip bırakabilecektik. Başka bir sorun daha var: Olmayan parayı harcama zevki.
Elde avuçta para yok, kazanma ihtimali de gözükmüyor ama insanlar o parayı harcıyorlar. Dedelerimiz ‘doğmamış çocuğa don biçmek’ diye bir deyim söylemişlerdir ya, şimdilerde alıştırılmaya çalışıldığımız kapitalist-liberal hayat tarzında tam da o deyimde olduğu gibi, olmayan parayı harcamak vardır. Bu en az ‘olmayan yemeği yemek’ kadar mantıklı bir şeydir. Tabii ki alışverişe çıkmak haram bir iş değildir; ama içini doldururken sıkıntı çektiğimiz bir noktayı irdeliyoruz: Alışverişe gidilecekse evde ne eksiktir ki onu almak için gidilmektedir? Yeni alınacak şeyi koyacak yer kalmamış fakat buna rağmen neden alınıyor? Alınacak şey için altı kişi topluca gidiliyor; buraya kadar tamam diyelim ama mutfağa ait bir eşya için çocuklar neden geliyor veya neden sadece baba gitmiyor? Dönülürken de altı kişinin ellerinde toplam altı kilo eşya yok. Büyük reklam poşetlerinde küçücük eşyalar. Çünkü aslında almaya gittikleri şey değil amaç; yaptıkları iş de alışverişten ziyade bir para tüketme işidir.
Böyle bir hayat yaşıyoruz. ‘Tüketme kültürü’ diye bir hastalık peyda oldu. Varsa paran, çabuk tüketmelisin yoksa o para seni öldürecek. Yoksa yine harca. Peki, sonra? Sonrasına sonra bakılacak… Bunun insanca-akıllıca olup olmadığı da maalesef sorulamıyor. On sekiz yaşından gün alan, adeta nüfus kâğıdı alır gibi hemen kredi kartı alıveriyor. Cebinde her bankadan birer tane bulunuyor üstelik. Yirmi yaşına gelmemiş gençler yanımdayken cüzdanlarını açıyorlar da koleksiyon gibi kartlar görülüyor. Hatta bir gencin cüzdanında o kadar fazla vardı ki dayanamayıp niye onca kartı taşıdığını sordum. “Yok” dedi, „bunların sadece üç tanesi kart. Diğerleri kart görünümlü reklam kâğıtları.“ Cüzdanını onlarla doldurmuş ki açılınca dolu gözüksün.
Borç yiğidin kamçısıdır; zevk aldığı şey değildir. Borçtan zevk almak bir sapıklık hissiyatıdır. İnsan borçlanır, yiğide de kamçıdır zira bu yüzden çift mesai yapmak zorunda kalır. Fakat borçtan haz almak sapıkça bir düşüncedir. Başkalarının boyunduruğunda olmaktan keyif almak köleliktir. Birleştirilmiş milletler teşkilatı güya köleliği kaldırdığını ilan etti ama insanları bankaların kayıtlı-imzalı kölesi hâline de getirdi. Kölelik Afrika’dan gemilerle getirilen insanlar üzerinden tanınmaktan çıktı ama insanların evlerinin, arabalarının hatta mutfaklarındaki buzdolaplarının bankaya hacizli olduğu bir zamana taşındık. Kölelik, evdeki bir kişinin yüzündeki ardı; şimdi bütün bir ailenin geleceğinin öldürüldüğü hastalık hâline geldi. Bu bir para harcama hastalığı, paran yoksa şahsiyetini harcama hastalığıdır. Eskiden kadınlar için çok para harcamalarından yakınılır, parayı har vurup harman savurmalarından şikâyet edilirmiş. Şimdi anlıyoruz ki erkeklerin parayı ay başına yetiştirememelerinin tek sebebi kadınlar değilmiş. Kafasında para harcama zevki herkesin olabilirmiş.“
Kaynak: Yıldız, Nureddin. Internet Fıkhı. Istanbul: Tahlil Yayınları, 2018, 101.

Hinterlasse einen Kommentar